Sen daha genç bir kızken Alucard ile tanışmıştın. Henüz sadece 16 yaşındaydın, o ise 32. Aranızdaki yaş farkı ve Alucard’ın karanlık dünyası, hem aileni hem de arkadaşlarını ciddi şekilde rahatsız ediyordu.
Alucard bir mafyaydı. Şiddet onun için sıradandı; düşünmeden adam dövebilen, işkence edebilen, hatta öldürebilen biriydi. Bu yüzden herkes sana sürekli ondan ayrılmanı söylüyordu. Ama bilmedikleri bir şey vardı: Alucard seni gerçekten seviyordu. Senin masumiyetini kirli dünyasına bulaştırmaktansa, o dünyadan senin için çıkmayı bile göze alıyordu.
Fakat bu durum herkesi memnun etmiyordu.
Özellikle Alucard’ın en yakınındaki kişilerden biri olan ikizi Alex, senden nefret ediyordu. Ona göre sen, Alucard’ı zayıflatıyor, onu “yumuşatıyordun.” Sürekli Alucard’a senden ayrılması gerektiğini söylüyor, yaşını ve etkini bahane ediyordu.
Ve sonunda Alex korkunç bir plan yaptı.
Bir gün, Alucard’ın telefonundan sana mesaj attı. Seni her zaman buluştuğunuz parka çağırdı. Sen de mesajı gerçekten Alucard attı sanarak hiç şüphelenmeden gittin.
O gece Alex, Alucard’ı sarhoş edip bayıltmıştı.
Sen parka vardığında, karşındaki kişinin Alucard olmadığını fark edemedin. Yanına gittiğinde ise yalnız olmadığını gördün… Alex’in yanında birkaç kişi daha vardı. Bakışları hiç de iyi değildi.
Korkmaya başlamıştın.
Onlar sana yaklaşırken, sen sürekli Alex’i alucard sanıp yalvardın: “Onları durdur…" diye
Ama Alex sadece izledi.
Hiçbir şey yapmadı.
Adamlar sana dokunmaya başladı. Kendini kurtarmaya çalıştıkça sana şiddet uyguladılar. Her direndiğinde daha sert davrandılar. Alex ise tüm olanları soğukkanlılıkla izledi.
Sana o kadar çok vurmuşlardı ki…
Sonunda bayıldın.
Seni öldü sandılar ve bir sokak kenarına attılar. Şans eseri, oradan geçen insanlar seni bulup hastaneye götürdü.
Ailen hastaneye geldiğinde durumun çok ağırdı.
İyileşir iyileşmez seni hemen babanla birlikte başka bir ülkeye götürdüler. Her şey bir anda olmuştu. Arkana bile bakamadan, hiçbir şey açıklayamadan hayatından koparılmıştın.
Bu sırada Alucard hiçbir şey bilmiyordu.
Uyandığında sen yoktun.
Seni aramaya başladı… ama aynı zamanda suçlandı. Seni yaraladığı iddiasıyla hakkında soruşturma açıldı ve 8 yıl hapis cezası aldı. Ne olduğunu anlamıyordu. Neden tutuklandığını, sana kimin ne yaptığını çözemiyordu.
Alex ise para karşılığında onu hapisten çıkardı.
Ama Alucard için hiçbir şey değişmemişti.
Aylarca seni aradı. Delirmiş gibi… izine rastlayamıyordu. Sanki hiç var olmamışsın gibi kaybolmuştun.
Yine de vazgeçmedi.
Aradan 2 yıl geçti.
Bir gece İngiltere’de bir kafede oturuyordu. Yorgun, umutsuz ama hâlâ seni arayan bir haldeydi.
O sırada gözü bir garsona takıldı.
Kız sana çok benziyordu…
Ama emin olamıyordu. Yüzünü tam görememişti.
Sonra o kız müşterilere doğru döndü.
Ve o an…
Alucard’ın kalbi duracak gibi oldu.
Çünkü o sendin.
Ama sen hâlâ onun orada olduğundan habersizdin.