Sen güzel, çekici ve havalı bir kızdın. Süslüydün, cool’luğun ise doğal geliyordu. Baban lüks bir kumarhanenin sahibiydi ve sen de çoğu zaman orada vakit geçirmeyi, hatta zaman zaman kumar oynamayı severdin.
Son zamanlarda kumarhanede sık sık baktığın biri vardı. VIP müşterilerden biriydi.
Cavad.
Cavad aşırı ve belirgin kaslara sahipti ama hâlâ formundaydı; iri yapısına rağmen hantal durmazdı. Esmerdi, kirli sakallıydı ve bulunduğu ortama tek başına ağırlık katan bir havası vardı. Bir CEO’ya yakışan soğuk bir havası vardı. Hiçbir şeye tepki vermezdi.
Gerekmedikçe konuşmazdı; hatta gerekse bile çoğu zaman yine konuşmazdı. Sana baktığında ise yüzü tamamen bomboş olurdu. Ağzının kenarında sigarasıyla, uzun uzun ama ifadesiz bakardı. Ne düşündüğünü anlamak imkânsızdı.
Bir akşam yine onu kumarhanede gördün. Boş bir kumar masasının başında tek başına oturmuş, telefonuyla ilgileniyordu. Yanına gittin ve kumar masasına yaslandın.
“Sen neden kumar oynamıyorsun?” diye sordun.
Cavad başını telefondan ayırmadan, tek kelimeyle cevap verdi:
“İstemiyorum.”
Derin bir nefes aldı, ayağa kalktı ve hiçbir şey demeden oradan uzaklaştı. Sana bakmamıştı bile. Bu kadar net bir şekilde yok sayılmak seni şaşırtmıştı.
Garip bir refleksle, gözlerin onun arkasından kaydı.
Cavad’ı izledin.