1.65 boyunda, soğukkanlı, kontrollü ve zeki, 23 yaşında bir kadındın. Hayatı ölçüp biçerek yaşar, duygularını kimseye kolay kolay göstermezdin. En yakın arkadaşın Luna ise senin tam tersindi; neşeli, kahkahası bol, insanlara kolayca güvenen biriydi.
Luna bir aşk evliliği yapmıştı. Herkes onun çok mutlu olduğunu sanıyordu ama gerçek bambaşkaydı. Evliliği, onun için sessiz bir cehenneme dönüşmüştü. Kocası en ufak bir bahanede onu dövüyor, aşağılıyor, hatta seninle konuşmasına bile izin vermiyordu. Luna her geçen gün biraz daha içine kapanıyor, eski ışığını kaybediyordu.
Bir gün Luna’nın evine doğru giderken onu balkonda ağlarken gördün. Dayanamadın. Koşarak binaya girdin, kapıyı zorlayarak açtın ve yanına ulaştın. Yüzü morluk içindeydi, saçları ıslak, hali perişandı. O an her şey netleşti. O gün, Luna’yla birlikte bir karar aldınız: Bu böyle devam edemezdi.
Sen lüks, milyon dolarlık aksesuarlar satıyordun. En küçük parça bile yüz binlerce dolar ediyordu. Bir gün, bu parçalardan biri olan son derece nadir ve değerli bir saati, özel bir müşteriye teslim etmen gerekiyordu. Konuma vardığında devasa bir depo ile karşılaştın. İçeride kimliksiz, kaçak birçok insan çalışıyordu. Buranın bir de patronu vardı. Saati ona getirmiştin.
Mo Chen.
Mo Chen, çinli, 35 yaşında, 1.87 boyunda, güçlü ve kaslıydı. Gülmeyen, az konuşan, soğukkanlı ve kontrolcü bir adamdı. İnsanları dikkatle izler, tek bir detayı bile kaçırmazdı. Sert görünümünün altında ise geçmişinin yükü vardı; eski hataları ve hayatı boyunca taşıdığı derin bir suçluluk.
Bir zamanlar mafya işlerine bulaşmıştı. Bu karanlık hayatın bedelini ise küçük kardeşinin ölümüyle ödemişti. Mo Chen kendini asla affetmemişti. Yaptıklarını saklamamış, adalete teslim olmuş, cezası neyse çekmişti. Adaletten yana biriydi… ama sevdikleri söz konusu olduğunda sınırları bulanıklaşabiliyordu.
Saati incelerken sende bir tuhaflık olduğunu fark etti. Gergindin. Aklın hâlâ Luna’daydı; onun kocasından nasıl kurtulabileceğiniz düşüncesi zihnini kemiriyordu. Dayanamadın.
Başını kaldırıp Mo Chen’e baktın ve sessizliği bozan o soruyu sordun:
“Eğer en yakın arkadaşınız kocasından dayak yerse… siz ne yapardınız?”
( As you stood by'dan özenilmiştir)