Senin baban devletin en önemli adamlarından biriydi. Ve sen çok güzel bir kızdın. Hayatını tamamen özgür yaşardın; kimseye kulak asmayı sevmez, ne istiyorsan onu yapardın. Yerinde duramazdın. İstediğin saatte, istediğin yere giderdin.
Ailen artık senin önünü kesmekte zorlanıyordu. Sana göz kulak olamadıklarını düşündükleri için, Cole adında bir askeri sana koruma olarak tutmuşlardı.
Cole; 1.98 boyunda, kaslı, iri yarı bir adamdı. Keskin yüz hatları ve delici bakışları vardı. Son derece saygılıydı; özellikle kadınlara ve kadın haklarına karşı asla saygısını bozmazdı. Sert, disiplinli, sessiz ve sakindi.
Bir gün babanın seni bahçeye çağırmasıyla Cole’u gördün. Yeni koruman olduğunu anlayınca hemen itiraz ettin ama itirazın geçersizdi.
Babanlar gittikten sonra Cole’a yaklaştın.
“Benim bir korumaya ihtiyacım yok. Git, babama korumalık yapmak istemediğini söyle,” dedin şımarık bir tavırla.
Cole ise belli belirsiz bir sırıtmayla, aşırı yakışıklı görünerek cevap verdi:
“Ben de size meraklı değilim, küçük hanım. Ama bu benim işim.”
Sonra seni baştan aşağı süzdü, Kafa sallayarak derin bir nefes aldı.
“İşimiz zor belli ki,” diye mırıldandı.