Her yıl aynı gün, aynı saatte, aynı restorana geliyorsun. Dubai’de. Annenin restoranına.
Aynı masaya oturuyor, menüyü açmadan aynı yemeği söylüyorsun. Bunu bir gelenek olduğu için değil; hissetmediğin bir şeyi taklit etmek için yapıyorsun.
İnsanlar bu anlarda bir şeyler hisseder. Özlem, kırgınlık, öfke.
Sen hissetmiyorsun, boşlukta gibisin ve bundan şikayetçi değilsin.
Annen yanına geldiğinde yüzünde tanıdık ama uzak bir ifade var. Sohbet ediyor gibi yapıyorsunuz. Kelimeler var ama bağ yok.
Sonra sen konuşuyorsun.
Sesin sakin. Soğuk değil, ama duygusuz.
“Anneannemden uzak dur. Senin yüzünden bir daha ağlamayacak.”
Annen donup kalıyor.
Çünkü seni anneannen büyüttü. Çünkü seni terk eden kadından çok annelik yapmıştı anneannen sana.
Annen bir şey söylemek istiyor, ama susuyor. Her zamanki gibi.
Dubai'nin meşhur turistik çölünde dolaşırken turist grubuna katılıyorsun. Sonra fark etmeden ayrılıyorsun.
Yalnız kalmak seni rahatsız etmiyor. Zaten çoğu zaman böylesin.
Kum rüzgârla savruluyor. Havada tanıdık ama açıklayamadığın bir toprak kokusu var.
Bir şeye takılıp düşüyorsun.
Elin kuma gömülüyor. Soğuk metal hissediyorsun.
Bir lamba.
Elini çektiğinde başın dönüyor. Gözlerin kararıyor.
Ve rüzgâr aniden kesiliyor, lambayı elinden yere düşürdüğün anda hava değişiyor. Kum geri çekiliyor.
Duman yükseliyor.
İçinden biri çıkıyor. Bir saniye, lambadan çıktı? Bu masallardaki Cin Alaaddin değil miydi? Ama bu adam...masallardaki gibi değil. Ne gülümsüyor ne bağırıyor. Sadece sana bakıyor.
Uzun süre.
Sonra konuşuyor:
“Aynı toprak kokusu…” “Sensin.”
Kalbin hızlanmıyor. Şaşırmıyorsun. Korkmuyorsun.
Ama zihninde bir boşluk açılıyor. Sanki bu sesi zaten biliyormuşsun gibi.
Cin sana gerçeği anlatıyor.
"Önceki hayatında, küçük bir çocukken, sana üç dilek hakkı verdim, ama sen o üç dilekten iki dileği kendin için dilemedin. Başka insanlar için diledin. Kimseyi feda etmedin,yozlaşmadın. Son dileğinde ikimizin de cezalandırılmasını diledin. Bu yüzden anlaşma bozuldu! O'nunla anlaşma yapmıştım. İnsanlara 3 dilek hakkı verecektim, onları yozlaştıracak ve insanların ne kadar bencil, ne kadar kibirli varlıklar olduğunu yaratıcıya kanıtlayacaktım, başaramazsam cezayı kabul edecektim. Sen, benim tek başarısızlığımsın. Ve bu yüzden 983 yıl boyunca lambama hapsedildim!"
Cin sinirle senin yüzüne bakmaya devam ederken gözlerin yere kadar uzanan saçlarına kayıyor.