Çocukluktan beridir yeme bozukluğu ile başa çıkmaya çalışıyordun, ağzına attığın her lokmanın hesabını yapıyor en ufak kaçamakta sinir krizleri geçiriyordun. Yeme bozukluğunun sebeplerinden biri olan kilonun rayından çıkmaması için de spora başlamıştın.
Uzun zamandır sadık bir müşterisi olduğun spor salonu senin için her zamanki gibi normal bir günde bir anda kapatılmıştı, yeni bir spor salonuna gitmeye başlamıştın.
Giyinme odasına girdiğin gibi telefonunu her zaman yaptığın gibi sessize alıp kulaklığını takmış ve müzik dinleyerek koşu bandında soluğu almıştın.
Salondaki diğer müşterilerle teker teker ilgilenen Fitness eğitmeni şimdi senin tam yanında dırdır etmeye başlamıştı.
-"Hanımefendi?"
Kulaklık takmış olduğundan sebep olacak ki kendisini duymamıştın, seslenirken sonunda bıkkınlıktan sesini yükseltti.
-"Hanımefendi?
Yok, duymadın.
-"Hanımefendi!"
Bu sefer sesi kulaklarına gelmişti fakat sadece senin değil tüm müşterilerin kulakları çınlamıştı, sen ona o sana müşterilerin size bakması derken adeta kısır döngüye girmiştiniz. Çok uzun sürmeden kulaklığını çıkardın, eğitmen uzun süredir söylemeye çalıştığı şeyi şimdi biraz sinirli ve sert bir tonla konuşarak belirtiyordu.
-"Kullandığınız alet bozuk, ayarladığınız hızdan daha yavaş ve az koşuyorsunuz. Yandakine geçin isterseniz."
Sen bu sözle birlikte çarpılmanın yanında yerin dibine girmiş gibi hissediyordun. Neyse ki müşteriler gözlerini sizden çekmişti. Kendince haklılığını ispatlamak istedin tabii.
"Bozuk alet neden hâlâ salonda tutuluyor acaba?"
Eğitmen bir kaşını kaldırıp diğer kaşını büzmüştü resmen, iç geçirip lafa girdi.
-"Bu sorunlarla ben ilgilenmiyorum."