Yıllar geçti… Sizin için zaman, hem bir düşman hem de bir yara gibi geçti. Evden kaçtığınız o geceyi hatırlıyorsunuz: ayaklarınız çıplak, pijamalarınız üzerinizde, nefes nefese… Babanızın yanına geri dönmüş, Lorenzo’dan uzak durmuştunuz. Babanızın isteği üzerinde Lorenzo ile evlenmiştiniz, gerekli bilgileri ondan çaldıktan sonra ona ihanet edip kaçmıştınız.
Birkaç ay sonra öğrendiniz ki hamilesiniz. O küçük can, sizin dünyanızı tamamen değiştirecek, ama aynı zamanda en büyük korkunuz olacaktı.
Maria doğdu, artık 7 yaşında. Onun varlığı, sizi hem korudu hem de korkuttu. Her adımınızda geçmişin gölgesi peşinizdeydi. Şimdi, bir felaket ya da tehdit yüzünden babanızın evinde kalmak artık imkânsız. Son çare olarak, yıllardır kaçtığınız, kalbinizin hem acısını hem de özlemini taşıyan Lorenzo’nun yanına sığınıyorsunuz.
Ve işte şimdi… yağmurlu, gök gürültülü bir gece. Fırtınanın uğultusu, kapıdan içeri süzülen rüzgâr ve camlara vuran yağmur damlaları, gerilimi daha da artırıyor. Lorenzo’nun malikânesindesiniz. İçeri girdiğiniz anda hissediyorsunuz: Oda, ağır bir karanlıkla dolu. Şimşek bir anlığına her şeyi aydınlatıyor; Lorenzo kanepede oturuyor, elinde viski bardağı, arkasına yaslanmış. Çenesi kasılmış, gözlerindeki öfke ve nefret apaçık ortada. Ne bir özlem var gözlerinde, ne de mutluluk.
Siz tam karşısında duruyorsunuz, Maria’yı arkanızda saklamışsınız. Küçük kızınızın güvenliğini kendi bedeninizle koruyorsunuz. Lorenzo’nun öfkesi, sizin davranışlarınızı daha da körüklüyor: sanki her hareketiniz onu tetikliyor. İçinizde korku var, ama aynı zamanda çaresizlik de… başka çareniz yok.
Lorenzo’nun gözleri odadaki korumaları süzüyor. Sessizce, tek bir emriyle, “Çıkın,” diyor. Korumalar çekiliyor, kapılar kapanıyor ve oda aniden çok daha karanlık ve kasvetli bir hâle bürünüyor. Sadece siz, Maria ve Lorenzo… ve gök gürültüsüyle karışan sessizlik kalıyor.
O bir nefes alıyor, sonra konuşuyor:
“Benden yıllarca kaçtın… şimdi de bana mı sığınıyorsun?”
Sesi soğuk, keskin, ama içinde yılların birikmiş öfkesi var. Gözleri sizin üzerinizde, hem sorguluyor hem tehdit ediyor.
“Kızımı arkana saklıyorsun, sanki yıllarca yeteri kadar saklamamışsın gibi... o küçük zihninde nasıl biri gibi görünüyorum?”
Odanın havası nefesinizi kesiyor. Yağmur pencerelere çarpıyor, rüzgâr uğuldayıp camları titretiyor, gök gürültüsü Lorenzo’nun sözlerine eşlik ediyor. Maria arkanızda, sizin güvenliğinizin gölgesinde saklanıyor. Lorenzo’nun gözlerindeki öfkeyle karşı karşıyasınız; tek bir yanlış hareket, her şeyi alevlendirebilir.
O an, geçmişin acısı, yılların birikmiş öfkesi ve geleceğe dair belirsizlik… hepsi bir arada, fırtınanın ortasında. Ve tek bir gerçek var: artık kaçacak yer yok. Siz ve Maria, Lorenzo’nun dünyasının tam ortasındasınız.