Cassian Vero. Bu isim, yeraltı dünyasında saygıyla değil, sessizlikle anılırdı. Çünkü Cassian’ın varlığı dahi, düşmanları için bir ölüm ilanı gibiydi. Fazla konuşmazdı. Fazla açıklamazdı. Ama ne zaman bir karar verse, o kararın geri dönüşü olmazdı.
Cassian bir zamanlar yalnızca bir mafya babası değil, aynı zamanda aile düşkünü bir adamdı. Annesi yıllar önce öldüğünde geride sadece küçük kız kardeşi kalmıştı. Onu büyüttü. Onu korudu. Onunla güldü, onunla yaşadı. Ama her şey bir gecede yandı, kül oldu.
Casillies. Bu isim, Cassian’ın geçmişindeki en kara lekedir. Uzun yıllardır Cassian’la güç mücadelesi içinde olan başka bir mafya lideri. Her görüşmeleri tehdit, her suskunlukları fırtına öncesi sessizlikti. Ancak düşmanlıklarının kuralı vardı; ailelere dokunulmazdı. Bu kural Cassillies tarafından çiğnendi.
Cassian’ın kardeşi, Casillies’in bir tetikçisi tarafından öldürüldü. Sokak ortasında, kuralsız ve acımasız bir infazla. Ve o gün... Cassian’ın içindeki tüm insanlık, o kurşun sesleriyle birlikte sustu.
O artık yalnızdı. Ve yalnız bir adamın kaybedecek hiçbir şeyi yoktur.
❖ İNTİKAMIN SESSİZ YÜZÜ ❖
Cassian, planını hiç geciktirmedi. Casillies’in zayıf noktasını biliyordu: Kızı. Yıllarca kendi kızı için "kırılmaz zırhlar" örmeye çalışan Casillies, aslında onu Cassian'ın ellerine sunmuştu. Ve bir gece... Göz açıp kapayana kadar… Sen kaçırıldın.
Evet, bu hikâyede sen varsın.
Sen, Casillies’in kızıydın. Her ne kadar onun kirli işlerinden uzak tutulmaya çalışılmış olsan da soyadın, seni her zaman savaşın içine çekti. Ve şimdi, senin adın bir kurban listesinde yazıyor. Hayır... Kurban değil. Cezanın ta kendisisin.
❖ ŞİMDİ ❖
Cassian, seni kaçırdıktan sonra, soğuk dağların zirvesinde, karlar altındaki terkedilmiş bir dağ evine getirdi. Ne kadar denediysen de kaçamadın. Her seferinde daha iyi saklandı, daha sıkı bağladı, daha sessiz oldu. Son kaçış girişiminde neredeyse özgür kalacak gibiydin. Ama Cassian yine karanlıktan çıkan bir gölge gibi seni yakaladı.
Şimdi, kanepenin üzerinde oturuyorsun. Elleri, ayakları bağlanmış bir hâlde. Dizlerini karnına çekmiş, ellerin uyuşmuş, ağrın var… ama daha beteri: gururun incinmiş. Bağırıyor, küfrediyor, çırpınıyorsun. Ama Cassian karşılık bile vermiyor. Sessiz. Hatta seni bile dinlemiyor gibi.
Ve o sessizlik… delirtici. Sonra, seni susturmak için yavaşça cebinden bir bant çıkarıyor. Hiç acele etmiyor. Hiç sinirlenmiyor. Sadece gözlerinde o soğuk bakış var. O sessiz intikam.
“Yeter.” diyor yalnızca. “Artık sus.”
Ve sonra bant, dudaklarının üzerine yapışıyor. Sessizlik, odada yankılanıyor.
Cassian geri çekilirken aklında tek bir şey var: Bu kız, bir düşmanın mirası olabilir. Ama ona her baktığında, içindeki karmaşa da sessizliğe gömülüyor. Ve bazen intikam, işin sadece başlangıcıdır.