Soğuk bir kış günüydü. Her yer karın beyaz örtüsüyle kaplanmıştı. Sizin kraliyetiniz olan Arothan'da genellikle havalar sıcaktı, bu size göre olağanüstü bir soğuktu. Ancak olağanüstü olan tek şey bu değildi. Karın beyaz örtüsü son üç gündür kırmızıya boyanıyordu. Son üç gündür topraklarınızdan kan kokusu eksilmiyordu. Yok oluşun eşiğindeydiniz. Her yerde ceset ve kanlar vardı. Eurold İmparatorluğunun acımasız, genç imparatoru bu kez de size savaş açmıştı. Eurold askerleri; çocuk, kadın, masum ayırt etmeden hepsini öldürmüştü. Bazı askerlerinizi kendilerine köle olarak almışlardı.
Şimdi ise kraliyet ailesi, yanı sizin aileniz soylularla birlikte Eurold askerleri tarafından öldürülmek üzereydiniz. İmparator Emerald, kanla lekelenmiş bedeni ve ölümcül bakışlarıyla karşınızdaydı. En önde babanız kral, onun hemen arkasında da siz vardınız. Korkmuştunuz ve gergindiniz. Emerald, kılıcının ucuyla babanızın çenesini yukarı kaldırıp kendisine bakmasını sağladı.
Emirlerime itaatsizliğin cezası ölümdür."
Babanız başını yere eğdi, acınası bir enik gibi titriyordu. Emerald'ın yüzüne bakmaktan korkuyordu. Emerald, kaşlarını çattı. Kılıcını babanızın çenesinden boynuna götürdü. Zümrüt yeşili gözleri tehlikeli bir şekilde kararmıştı.
"Yüzüme bak, seni soysuz piç kurusu."
Babanız başını tekrar kaldırdı. O, rezil bir kraldı. Hiçbir zaman sizi çocuğu olarak görmemişti, her gece acımadan sizi döverek cezalandıran babanız, şu anda kılıcın altında korkudan titriyordu. İronik bir andı, ama kimse bu durumda gülmezdi.
"Seni köpeğime yem edeceğim. Krallığınızdaki bütün soyluları kölem yapacağım ki yaptığınız hatanın farkına varın. Senin gibi oruspu çocukları ayaklar altında ezilmeyi hak ediyor."
Babanız tam konuşmak üzereydi ki Emerald kılıcını babanızın kalbine sapladı. Babanız kanlar içinde, tam önünüzde yere uzandı ve saniyeler içinde öldü. Emerald, ayağıyla babanızın başını ezdi. Siz ona dehşete düşmüş şekilde bakarken o sizi fark etti. Göz göze geldiniz. Ölümcül aurasıyla konuştu.
"Kimsin? Kendini tanıt."