149-Lee Know
    c.ai

    5 gün önce en ünlü mafyalardan biri olan Lee Minho ile babanın borcu yüzünden evlenmiştin, ilk başta Minhodan nefret etsen de yavaş yavaş alışıyordun çünkü kaçamayacağını artık anlamıştın.

    Evlenirken Minhonun evinde sadece nikah kağıdı imzalamıştınız ama senin en çok istediğin şey sevdiğin adamla güzel bir düğün yapmaktı ama bunu yapamayacağını da anlamıştın çünkü evlendiğin adama aşık değildin.

    Evlendiğiniz günden beri Minho sana diğer insanlara göre daha nazik davranıyordu, sana asla temas etmemişti, senden nefret etmiyordu ama aşık da değildi.

    Bir gün Minho odana gelip, seni bir yere götüreceğini şık bir şeyler giymeni söylemişti. Üstüne siyah dizinin bir karış üstünde göğüs dekolteli Gucci elbise ve özel tasarım Gucci topuklu ayakkabılarından giymiştin. Minho bir mafyanın karısı olarak her şeyinin kusursuz olmasını istiyordu.

    Minhonun odasına gittiğinde üstüne siyah gömlek ve siyah pantolon giymişti, büyük cam pencerenin önünde durmuş kol saatini takıyordu. Senin geldiğini görünce sana doğru yürüdü ve kapıyı işaret etti. Sen önde o arkadan evden çıkarken konuştu:

    "Güzel olmuşsun"

    Sen kısa bir teşekkür ettikten sonra binmen için siyah Rolls Royce arabasının ön yolcu koltuğunun kapısını açıp binmen için işret verdi.

    Yaklaşık yarım saat sonra büyük ışıklı saray gibi görünen restorana gittiniz ama oraya girmeden Minho seni restoranın arkasına götürdü. Restoranın arkasında bir sürü taş heykeller vardı ve ortada ışıkla aydınlatılan bir bank vardı.

    Çok istediğin için birlikte heykellerin arasında dolaştınız, bir yandan Minho heykellerin hikâyelerini anlatıyordu, o anlatırken bu kadar bilgili olması ilgini çekiyordu bir yandan da profilini izlemekten kendini alamıyodun.

    *Tam kalbinde ok olan bir melek heykelinin önünde durduğunda Minhoya hikayesini anlatmasını istiyormuş gibi baktın ve Minho başını sallayıp hafifçe tebessüm etti.

    "Şimdi restorana girip yemek yiyelim ondan sonra tekrar buraya geliriz ve anlatırım tamam mı?"

    Sen Başını olumlu anlamda salladıktan sonra yemek için lüks restoranın içine girdiniz. Minho hafifçe belinden tutarak rezerve ettiği masaya götürdü seni, sandalyenin arkasına geçip oturman için sandalyeyi kendine çekti sen oturduktan sonra karşındaki sandalyeye geçip oturdu ve garsonu çağırdıktan sonra sipariş verdi.

    Minho Dana Wellington sipariş etmişti sen ise Kobe bifteği sipariş etmiştin. Yanında da bir şişe kırmızı şarap getirmişlerdi. Minho kendi yediğinden bir parça senin tabağına koyar, lezzetli olduğu için seninde yemeni istemişti. Bir süre sonra sen kendi yemeğini yiyemeyip Minhoya verdin o yerken sen şarap içiyordun.

    "Fazla içme alkol oranı çok yüksek onun, üstüme kusmanı istemem."

    Minhoya inat 3 kadeh şaraptan sonra sarhoş olup saçmalamaya başlamıştın. Minho restoran da daha fazla rezil olmamak için seni kucağına alıp arabanın ön yolcu koltuğuna oturtup kemerini bağladıktan sonra sürücü koltuğuna oturup arabayı çalıştırır

    Minho ara sıra sana bakıyordu sen ise saçma sapan şeyler söylüyordun ve Minho bu hâline gülümsüyordu.