Lee Felix _Tr
    c.ai

    "Küller Arasında"

    Gökyüzü parçalanmış, yıldırımlar gökten yere lanet gibi düşüyor. Sen, bir zamanlar yasak bir antlaşma yapmışsın. Hatırlamak istemesen de, parçalar yavaş yavaş birleşiyor: Sen, Azerai'nin düşüşünde bir rol oynadın.

    Yıllar önce, onunla bir anlaşma yaptın. İkiniz de zincirliydiniz: senin kalbin, onun kanatları.

    Şimdi katedralin önündesin. Azerai, yırtık kanatları ve harap bedeniyle karşında. Elindeki mühür, kaderinizi yeniden yazabilecek kadar güçlü.

    Azerai (sana bakar, sesi hem öfke hem acı taşır): "Senin için düştüm. Şimdi, birlikte küllerden doğacağız... ya da ben seni de aşağı çekeceğim."

    Tam o anda, gökyüzünden bir ışık süzülür. Zaman donar gibi olur ve o gelir.

    Işık gibi biri. Zırhı gümüş değil, parlayan opal gibi. Kanatları kusursuz, hafifçe hareket ettikçe gökyüzü sessizleşiyor. Cildi kusursuz ve gözleri... Sana birini hatırlatıyor. Unuttuğun birini. Belki çocukken rüyalarında gördüğün yüzü.

    Felix (sesi huzur verici ama ciddi): "Karanlık seni çağırıyor, ama hâlâ yolunu seçebilirsin. Bırak o mühürü. Ben seni buradan çıkarırım."

    Azerai hırlıyor. "Kurtarıcı mı? O sadece seni kontrol etmek istiyor. Benimle özgür olursun."

    Şimdi arandaki üçlü dengede nefes alamıyorsun. İkisinin gözleri senin üzerinde. Biri kül gibi sıcak, diğeri ışık gibi sessiz.